Tarih: 27 Nisan 2021

Gösterim: 18

Kafkasya Araştırmaları Topluluğumuzca “Geçmişten Günümüze Türkiye-Ukrayna Diplomatik İlişkileri ve Ukrayna-Rusya Krizinde Türkiye'nin Tutumu” Söyleşisi Düzenlendi

Kafkasya Araştırmaları Topluluğumuzca Ukrayna ve Türkiye arasındaki güncel konularla ilgili söyleşi düzenlendi. Söyleşiye Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ender Korkmaz konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiye çalışma alanınına ilişkin bilgi vererek başlayan Korkmaz ardından Ukrayna’ya ilişkin bilgiler verdi. Korkmaz, “Bugün sizlere uluslararası ilişkiler uzmanı olarak değil bölgede görev yapmış ve tarih alanında çalışan bir akademisyen olarak bilgi ve izlenimlerimi aktaracağım. Ukrayna’nın çeşitli yönlerini anlatacağım. Ukrayna’da maden yatakları bulunmakta ve zengin demir yatakları olup ülkede gelişmiş bir demir çelik sanayi bulunmaktadır. Ayrıca en derin kömür madenlerine sahiptir. En önemli kömür madenleri şu anda anlaşmazlıkların sürdüğü Donetsk ve Luhansk gölgesindedir. Ukrayna yıllık gaz ihtiyacını dışarıdan karşılamaktadır. Hatta Rusya’nın Ukrayna ile anlaşmazlığı olduğunda gazını kesebiliyor ve Ukrayna’da büyük krizler çıkıyor. Ukrayna üzerinden Avrupa’ya giden Rus gazının boru hatları geçer. Ukrayna nükleer enerji açısından çok gelişmiş ve 15 nükleer santrali var ve 2 tane de inşa halinde olup, 4 tanesi de kapatılmıştır. Bu nükleer hizmetlerin ve yakıtın önemli bir kısmını Rusya’dan temin etmektedir. Enerji konusunda Ukrayna Rusya’ya bağımlıdır. Gaz konusunda bağımlı ve nükleer reaktörleri işletebilmek için Rusya’ya muhtaçtır. Ukrayna’nın en büyük sorunlarından biri yolsuzluktur ve sebepleri ise düşük ücretler, yaygın kayıt dışılık ve ahlaki çöküntüdür.” dedi.

Korkmaz daha sonra Ukrayna ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin tarihine değindi. Korkmaz, “Rusya’daki Temmuz 1917 olayları sonrası Ukrayna özerkliğini ilan etti. Talat Paşa tarafından 20 Ocak 1918’de Hariciye Nezareti’ne gönderilen telgrafta Ukrayna ile imzalanacak bir barış antlaşması için temel prensiplerde anlaşıldığını belirtiyor ve Ukrayna’yı tanımaya karar veren ilk devlet Osmanlı Devleti olarak karşımıza çıkar. Fakat Avusturya, Macaristan ve Almanya o kadar hevesli değildi ama 1. Dünya Savaşı’nın oluşturduğu kıtlık ortamında Ukrayna’nın zengin gıda kaynaklarını kendi ordu ve hakları için kullanmak istiyorlardı. Bolşevik Rusya ise Ukrayna’nın kendilerinin bir parçası olduğunu iddia ediyor ve cephede çarpışıyorlar. Bolşevikler, Ukrayna’nın dörtlü ittifak ile tek taraflı bir anlaşma imzalamasına razı gelmeyeceklerini de söylüyordu. 8 Şubat’ta Kızıl Ordu Kiev’e girerek Rada’yı Kiev’den sürdü. Ardından 9 Şubat saat 02.20’de taraflar arasında 1. Dünya Savaşı’nın ilk barış antlaşma imzalandı. Ukrayna’nın bağımsızlığı tanındı ama Kiev hala Rus işgali altındaydı. Zengin tarım kaynaklarının bulunduğu Batı Ukrayna, Rada tarafından kontrol ediliyordu. Ayrıca Ukrayna’da dörtlü ittifakın lideri Almanya’dan yardım istiyor. Bunun üzerine Almanlar Ukrayna lehine bir askeri müdahale başlatıyorlar. 2 Martta Kiev’i ele geçiriyorlar ve 3 Martta’ ta Ruslar barış istemek zorunda kalıyor. Tabi barışla beraber Türkler ve Ukraynalılar arasında anlaşmalar imzalanıyor. Bu anlaşmalara müteakip diplomatik ilişkiler de başlıyor. St. Petersburg’da Büyükelçilik İdaresi üstlenmiş olan Fahrettin Bey Kiev büyükelçisi olarak atanmış daha sonra onun yerine Osmanlı Devleti’nin Ukrayna’ya atadığı Ahmet Muhtar Bey tecrübeli bir diplomattır. Ahmet Muhtar Bey’in Kiev’e varmadan önce Ukrayna’da Hetmanlık İdaresi kurulmuş ve çok sıcak karşılanmıştır. Muhtar Bey Kiev’e vardığı sırada saraya davet etmiş ve 30 kişilik bir davette yemek masası kırmızı beyaz çiçeklerden yapılan Türk bayrağı ile süslenmiştir. Ukrayna tarafı iyi niyet göstergesi olarak Türk diplomatik misyonuna bir otomobil de tahsis etmiştir. Osmanlı Devleti Ukrayna’da 3 konsolosluk açmıştır. Bugün ise Kiev ve Odessa’da olan 2 konsolosluğumuz vardır” ifadelerini kullandı.

Korkmaz ardından Türkiye ve Ukrayna arasındaki diplomatik ilişkilerin gelişimine ilişkin bilgiler verdi. Korkmaz, “Uzun yıllar Sovyet Rusya hâkimiyetinde kalan Ukrayna bu idare altında büyük açlık olayını yaşamış ve o dönemde Stalin’in yanlış tarım politikaları nedeniyle bölgede ciddi bir kıtlık olmuştur. Bu kıtlık sırasında Ukrayna’nın nüfusu %13’ü açlıktan vefat etmiştir. Diğer yandan 2. Dünya Savaşı’nda Alman işgali ve ardından Sovyet karşı saldırısında Ukrayna’da büyük tahribat gerçekleşmiş ve savaş sonrasında Ukrayna Sovyetler Birliği’nin tarım, sanayi ve teknoloji merkezlerinden biri olmuştur. Ülke Sovyetler Birliği’nin dağılması süresinde 24 Ağustos 1991 tarihinde yeniden bağımsızlığını kazanmıştır.  O sırada Ukrayna Sovyet’i Leonid Kravçuk tarafından yönetiliyor. 20 Kasım 1991’de Ukrayna ile Türkiye arasında konsolosluk ilişkileri kurulmuş ve 16 Aralık 1991’de Türkiye Ukrayna’yı resmen tanımıştır. 3 Şubat 1992’de iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasına dair protokol imzalanmış, 3 Nisan 1992’de Kiev’de Türk Büyükelçiliği açılmış ve Ukrayna Ankara Büyükelçiliği ise 3 Ocak 1993 tarihinde açılmıştır. 1992 yılında karşılıklı ziyaretler başlıyor ve Türk Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’in Ukrayna Avrupa Konseyi Gen. Sek. Catherine Lalumiere ile Ukrayna’yı ziyareti Ukrayna’nın Avrupa’ya yakınlaşması için bir dönüm noktası oldu. Ve Ukrayna Avrupa Konseyine üyelik başvurusunda bulundu. 3 Mayıs 1992’de Kravçuk Türkiye’yi ziyaret etti. 4 Mayıs 1992’de Ukrayna ile Türkiye arasında Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalandı. Türkiye ve Ukrayna 25 Haziran 1992 tarihinde kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün kurucu üyelerindendir. 1994 yılında Süleyman Demirel Ukrayna’yı ziyaret etmiş ve ikili ilişkilerin gelişmelerine hız katmış. 7 Haziran 1994 tarihinde Diplomatik, Hizmet veya Hususi Pasaport hamilerini karşılıklı olarak vizeden muaf tutma hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti arasında anlaşma imzalanmıştır. 27 Temmuz 1994 tarihinde Türkiye ile Ukrayna arasında askeri eğitim, teknik ve bilimsel işbirliğine ilişkin anlaşma imzalanmış. 21 Mayıs 1998’de Kiev’de TC. Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kabinesi Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması imzalanmıştır. 2000’li yıllardan itibaren iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler daha da hız kazanmış ve üst düzey ziyaretlerde birçok anlaşma imzalanmış. 1 Kasım 2001’de TC. Odesa Başkonsolosluğu açıldı. 2004 yılında terörizm ile mücadele, ilişkilerin iktisadi boyutunun arttırılması, Karadeniz’de güvenlik, barış ve istikrar, Avrupa-Atlantik bütünleşmesi, bilim ve teknoloji, vatandaşlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, çevre ve denizcilik, geçiş ülkesi olma özelliklerinin geliştirilmesi alanlarında anlaşmalar imzalanmıştır. 2005’te de Enerji İşbirliği Anlaşması, Demiryolu Taşımacılığı Alanında İşbirliği Anlaşması, Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşması, Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşma, Suça Karşı İşbirliği Anlaşması, Ukrayna Nükleer Düzenleme Kurulu ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Arasında Nükleer Düzenlemeler Konusunda Teknik İşbirliği ve Bilgi Değişimi Mutabakat Zapt Anlaşmaları yapılmıştır. 2011 yılında Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey kurularak Türkiye-Ukrayna ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine getirilmiş ve taraf ülkeler arasında 1 Haziran 2017 tarihinde kimlikle seyahat rejimi uygulanmış.” şeklinde konuştu.

Korkmaz söyleşinin son bölümünde Ukrayna-Rusya krizine dair Türkiye’nin tutumunu ele aldı. Korkmaz, “Rusya, Ukrayna’yı kendi kendine bağımsız olarak görmek istemiyor. Bununla beraber Ukrayna Batı açısından da ilgi çeken bir ülkedir. Doğal kaynak açısından nükleer enerjisi, yetişmiş genç nüfusu, acemi bir devlet olması açısından pazar yeri haline getirebiliriz diye düşünüyorlar. Batının Ukrayna’ya bakışı her zaman çıkara dayalı bir bakıştır. Ukrayna’yı kendi çıkarları açısından görüyorlar. Ukrayna, Rus ve Batı emperyalizmi arasında sıkışıp kalmış bir ülkedir. İlk zamanlarda Ukrayna’da milli kimlik anlayışı yeterince yoktu ama Ruslar, Ukrayna’ya saldırarak milli kimliklerinin oluşmasını sağlamıştır. Ülkenin doğusu ile batısı arasında ciddi bir siyasi perspektif vardır. 2004 Cumhurbaşkanlığı seçimi Ukrayna’da yeni bir krize sebep oldu. Bu seçimde Batı yanlısı olarak bilinen Viktor Yuşçenko ve Rus yanlısı olarak bilinen Viktor Yanukoviç yarıştı. İlk turda galip çıkmaması sonucu ikinci tura gidildi ve Yanukoviç galip geldi. Yuşçenko ve tarafları ise buna itiraz ettiler ve bu sonuçlara yönelik Batı yanlılarının protestoları ‘turuncu devrim’ olarak adlandırıldı. İkinci tur tekrar edildi ve tekrar Yanukoviç ezici bir oyla kazandı ve turuncu devrim sona erdi. 2010 yılında başkanlık seçiminde de Yanukoviç kazanmış ve 2014’lere kadar Avrupa ve Rusya arasında bir denge siyaseti izlemiş, bununla beraber Rusya ile gerilimin Ukrayna için yararı olmayacağını binaen Rusya ile ilişkileri sıcak tutmaya gayret etmiştir. Türkiye stratejik konumu itibariyle Rusya ile devamlı diyalogda olması gereken bir ülke. Türkiye ve Rusya; Suriye ve Libya’da çıkar çatışması içinde bulunmakla beraber Batı blokunun emperyal hedeflerine karşı kimi zaman iş birliği yapmak zorunda kalabiliyor.” dedi.


Fotoğraflar