Tarih: 29 Mayıs 2021

Gösterim: 202

Tarih Araştırmaları Topluluğumuz İstanbul'un Fethinin 568. Yılını Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil İle Yaptığı “Fetih ve Fatih” Söyleşisiyle Kutladı

Moderatörlüğünü Üniversitemiz İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekir Gökpınar’ın yaptığı söyleşiye konuşmacı olarak Marmara Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil katıldı.

Şimşirgil söyleşide İstanbul’un Fethine giden sürece ilişkin derinlemesine bilgiler paylaştı. Şimşirgil, “İstanbul hemen herkesin kuşatmak istediği, almak istediği bir şehir. Osmanlı’ya neden nasip oldu diye düşündüğüm zaman Osman Gazi’yi bir anlamak gerekiyor. Bir beyliğin kuruluşunda, bir devletin kuruluşunda İstanbul’u hedef olarak gösteren sadece Osmanlıları görüyorum. Osman Gazi evlatlarına İstanbul’un fethedilmesine ilişkin önemli tavsiyede bulundu. Ertuğrul Osman oğlusun, Oğuz Karahan neslisin, İstanbul’u aç gülzar yap. Bu tarih şuurudur. Hakkın bir zavallı kulusun sakın kibirlenme, övünme diyor. İstanbul’u aç gülzar yap demesi İstanbul’u fethet, al ama orayı bir gül bahçesi eyle demek istiyor. Bu dörtlük çok önemlidir. Osmanlılar için bu bir idealdi, bir hedefti. Ama Fatih Sultan Mehmet’e Osmanlı’nın 7. padişahına nasip oldu. Fatih’in yetişmesi çok önemlidir. Bu noktada II. Murad Hanı gerçekten tebrik etmek gerekir. II. Murad onu tam bir Fatih olarak yetiştirdi. Devrin en büyük alimlerini onu yetiştirmesi için hoca olarak tayin etti. Akşemsettin, Molla Gürani, Molla Hüsrev. Gerçekten çağın en büyük alimleriydi. Onu 11 yaşındayken Manisa’ya sancak beyi olarak gönderdi. İyi yetişmesini sağladı. 12 yaşındayken kendisi tahtından feragat etti. Ve onu tahta çıkardı. Elbette bunun başka sebepleri de var. Ama II. Mehmet’i 12 yaşında tahta çıkarması çok önemlidir. Ve bu onun fevkalade iyi yetiştiğini gösterir.” dedi.

Fatih Sultan Mehmet'in tahta çıktığı andan itibaren İstanbul'u fethetme hedefinin olduğunu dile getiren Şimşirligil, “Fatih İstanbul'un fethini 12 yaşında tahta çıktığından beri düşünüyordu. 19 yaşına geldiğinde heyecanla İstanbul’a koşmadı tam 2 sene hazırlık yaptı. Bu 2 yıl içinde bu 4 buçuk ayda Rumelihisarı dediğimiz hisarı yaptırdı. Yıldırım Bayezid’in Boğazkesen Hisarı’nın karşısını ve boğazı abluka altına aldı. Şahi denilen topları döktürdü. Bu toplar 4 tane olup çağının en büyük silahıdır. Çok büyük masraflarla yapılıp 40 çift öküzle çekiliyordu. Bizans da boş durmayıp surları güçlendirdi. Haliç’ten Yedi Kule’ ye surların dışına 3 metre eninde 50 metre derinliğinde kazdırdılar. Yani İstanbul bir yarımada değil bir ada oldu. Orada gemi yüzdürülebilir ama her yerden İstanbul’a saldırmak mümkün değildir. Yardımlar istedi ve Avrupa’nın en namlı komutanlarından bir tanesi olan Jüstinyani emrinde 5-6 bin kişilik olan askerler ile geldi. 15 bin kişilik Bizans askeriyle yaklaşık 20 bin kişi vardı”. ifadelerini kullandı.

Fetih öncesi yapılan hazırlıkları detaylıca anlattıktan sonra Şimşirligil 20 Nisan’ı 21 Nisan’a bağlayan gece yaşananlara da değindi. Şimşirligil, “Fatih o gece 67 gemiyi denizden aldı ve Galata’nın arkasından yürüttü ve bir gecede Haliç’e indirdi. Bizans’ın bütün morali bozuldu. 18 Mayıs’ta çok şiddetli 50 bin kişiyle hücumlar gerçekleştiriliyor. Bu hücumda askerler merdivenleri surlara dayıyorlar, bir ağızlarında palaları, bir elinde kalkanları, bir elinde merdivenleri çıkmaya çalışıyorlar. Üzerlerine top ateşi, kızgın yağlar yağıyor. Ve mazgallardan bunları yıkıyorlar. Saatlerce çarpışmalar ve maalesef başarısızlık oluyor. Macaristan’dan bir ordu geliyor diyorlar. Fatih endişe ediyor. Artık İstanbul içerde bir kale gibi. Bizans’ın bir an önce düşmesi lazım. 28 Mayıs’ı 29’a bağlayan gece İstanbul bir ışık kümesi halinde akşam olduğu zaman her tarafta ışıklar yanıyor. Mum donanması diyoruz biz buna. Gece olduğunda tek komut sabaha kadar tekbir sesleri var. O gece Fatih ileri gelenleri topluyor ve diyor ki: “Size Dünyanın en büyük şehrini vadediyorum. Sadece tek bir şey emirlere uyun. Bugüne kadar çarpıştınız için teşekkür ederim. Ama bu sabah üç katını çarpışın. İstanbul inşallah bizim olacaktır.” Sabah erkenden kalkıp namaz kılıp, atına biniyor ve bunca zafer görmüş Türk askerine hücum dediği zaman birinci saftakiler ileriye atılıyor. Yaklaşık bir saat çarpışmalar oluyor. Birinci saf çekiliyor ve ikinci saf başlıyor bir saat te onlar çarpışıyor. Ve onlar çekilirken yeniçeri safları hücuma geçiyor. Osmanlı’nın vurucu gücü. 20 tane çok iri görünüşlü yeniçeri surların üstüne çıktı ve üzerine kalasları döşediler. Üzerlerine yağmur gibi ok yağıyordu. Ve artık şehir düştü düşünüşü bütün şehri kaplıyor. Artık şehre girmeler başlıyor. Ve artık o müjde gerçekleşiyor. Ve 29 Mayıs sabahı II. Mehmet Fatih unvanını alıyor. Ve şehir ebediyen bizim oluyor.” dedi.


Fotoğraflar